Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

67- Tragedya

       Şehrin öte yakasından koşarak bir adam gelir;      - Duydunuz mu? Hani tefecilik yaparken bir elinde terazisini, öbür elinde kılıcını hiç bırakmadan icra i sanat eyleyen, kendisi sayısız hovardanın yatağından geçtiği halde hâlâ kızoğlankız olduğunu iddia eden her dem taze şen dul bir kadın vardı ya, ismi lazım değil,      Kalabalıktan meraklı bir ses;      - Eee, noolmuş haspaya?      - İşte o kadını bu sefer de, hani dükkânda getir götür işlerine bakar iken bazen cebinde bir kaç altını da unutuvermesiyle mesleğinde temayüz etmiş olan ve kendisini koçyiğit delikanlı diye satmaya çalışan o at hırsızı vardı ya, işte o herif i na şerif, o esnada kasa dairesinde altınlarını sayıp tartmakla meşgul olan mumaileyhi tenhada sıkıştırıp becerivermiş!     Koro;      - Yaaa!, Eyvaaaah! Vah vaaahhh!..      Kalabalıktan başka bir meraklı ses;      - Peki sonra ...

66- Nerede kalmıştık

       Teoman beyin telefonu ve ardından gelen uzun sessizlikte geçmişin eski tüfeği ve şimdilerin yorgun savaşçısı Patron, ve onun karşısında yarı küçük Emrah, yarı öğretmenini dinler gibi yapıp aslında hayallere dalmış bir ergen  vaziyetinde oturmakta olan, kendisi ileride acar bir gazeteci olmaya çalışan ve fakat -nedense- şimdilik bir türlü muvaffak olamayan, aklı karışık, duyguları -hele Jale'den sonra- epeyce allak bullak, boyundan büyük işlere kalkıştığının farkında bile olamayacak kadar toy bir delikanlı olan gencimiz acaba neler düşünüyorlardı kim bilir?      Herkesin bir derdi var, durur içerusunde diyen bir karadeniz türküsünün tam da bu halet i ruhiyeyi anlattığı bir görünümü hatırlatmakta olan bu iki adam, gerçekte o an tamamen içinde bulundukları ortamdan ve yaşamakta oldukları o andan uzaklaşmış, her ikisi de kendi dünyalarında kendileri -ve tabi kendi dertleri- ile baş başaydılar şüphesiz. Türkünün de anlatmaya çalıştığı gibi, ikis...