67- Tragedya
Şehrin öte yakasından koşarak bir adam gelir; - Duydunuz mu? Hani tefecilik yaparken bir elinde terazisini, öbür elinde kılıcını hiç bırakmadan icra i sanat eyleyen, kendisi sayısız hovardanın yatağından geçtiği halde hâlâ kızoğlankız olduğunu iddia eden her dem taze şen dul bir kadın vardı ya, ismi lazım değil, Kalabalıktan meraklı bir ses; - Eee, noolmuş haspaya? - İşte o kadını bu sefer de, hani dükkânda getir götür işlerine bakar iken bazen cebinde bir kaç altını da unutuvermesiyle mesleğinde temayüz etmiş olan ve kendisini koçyiğit delikanlı diye satmaya çalışan o at hırsızı vardı ya, işte o herif i na şerif, o esnada kasa dairesinde altınlarını sayıp tartmakla meşgul olan mumaileyhi tenhada sıkıştırıp becerivermiş! Koro; - Yaaa!, Eyvaaaah! Vah vaaahhh!.. Kalabalıktan başka bir meraklı ses; - Peki sonra ...