Kayıtlar

Masumiyet-9

   Anlayamadığı ne çok şey vardı..bilmediği çok şeylerin de olduğunu görmüştü bu şeyh gösterisinde..hadi cahil insanlara bir şey demeyelim ama sen oku edebiyat fakültesini bitir sonra da bu tarikat midir dini topluluk mudur, cemaat midir artık ne ise, tut bunlara inan ve bağlan..hoş bunların başındakiler de öyle cahil insanlar değillerdi gördüğü kadarıyla..bunların biraz uçmuş kişiler olduğuna kanaat getirdi..bu da bir çeşit hastalık galiba, insan kutsal metinleri biraz çok okumaya, deşelemeye başlayınca aklını ve yolunu kolayca şaşırıveriyor galiba dedi..bu işlerde çok uğraşıp tamamen kendilerini bu yola verenlerin bir kısmının da en sonunda, ya; -tanrı yoktur!, ya da daha beteri; -ben tanrıyım! demelerine kadar varıyordu olay..    Ertesi gün,yine boş zamanlarında toplandıkları öğretmenler odasında, başörtülü öğretmen ve görünürde onun yörüngesine kapılmış diğer iki başı açık öğretmenle göz göze geldiler..hepsi birden ona bakıyorlardı, sanki hocamızı nasıl buldunu...

Doktor civanım-1

   Bir önceki yazı dizisinde, genç ve çiçeği burnunda doktorumuzu zor ve yorucu geçen yıllar sonunda nihayet mezun etmiş ve vatana millete faydalı olması için hayır dualar ederek arkasından bir tas da su serpmiştik..    Doktorumuz ile hem hemşehrisi hem de bu son altı yıl içindeki en yakın arkadaşı, yorgunluklarını atmak için -özellikle bu arkadaşın önerisiyle- kısa da olsa bir deniz kenarında tatil yapmaya karar vermişlerdi..artık bu kadar meşakkatin ardından bunu kendilerinde bir hak olarak görüyorlardı kuşkusuz..nereye gidecekleri konusunda kısa bir araştırma ve konuşma yaptılar ve yine bu arkadaşın önerdiği, hem yakın hem de kısıtlı bütçelerine en uygun olduğunu düşündükleri Akçay'a gitmeye karar verdiler..doktorumuz son aldığı öğrenim kredisinin kalan kısmını da bu seyahate ayırmıştı..    Küçük bir valizi hazırlayıp Ankara şehirler arası otobüs terminalinden Akçaya hareket edecek otobüse gecenin ilerleyen bir saatinde bindiklerinde neredeyse bir kaç...

Masumiyet-8

   Toplantının yapılacağı tiyatro binasının önüne vardığında vakit akşam olmuştu..binanın önü epeyce kalabalıktı..sahne girişinin öncesindeki genişçe salonda başı kapalı kadınlar yanında oldukça modern giyimli ve zengin görünüşlü kadın ve erkekler de vardı toplananlar arasında ve adeta bir kokteyl sahnesi gibiydi ortam..    Biraz sonra şeyh ve yardımcısı da salonda göründü..gerçi duyduğuna göre kendilerine şeyh denilmesini istemiyorlarmış ama bu durumlarından da memnun gibiydiler..ikisi de son derece şık beyaz takım elbiseler giymişti..galiba elbiseler ipek kumaştandı..şimdiye kadar böyle şık ve kaliteli elbise görmemişti kahramanımız..bu ilk şaşkınlıktı..    Şeyh ve yardımcısının etrafını daha çok kadınlar almıştı..zaten erkek izleyici de çok azdı..erkekler ya ilgisizlikten ya da bu daha yüksek ihtimaldi, korkudan gelmemişlerdi toplantıya..hele böyle konular çok daha tehlikeli konulardı o zamanlar..katılan erkeklerin neredeyse tamamı sivil polis olurdu ...

İşte böyle-1

   Su ister misin..dedi adam, elindeki su dolu bardağı uzatırken..    Sağol dedi kadın, bardağı alırken..    Su içmeyi unutuyorsun, özellikle sabah kalkınca bir bardak içmeliymiş, önemliymiş.. dedi adam..    Sen de unutuyorsun dedi kadın, kısaca..    bir sessizlik girdi araya uzunca..adam düşünmeye başlamıştı..yaşını hatırladı birden..son zamanlarda ne çok hatırlıyordu yaşını..başka şeyleri unutuyor ama yaşını olmadık zamanlarda hatırlıyordu birden..yaş otuzbeş, yolun yarısı eder demiş şair..demek ki yolun sonuna geldim bu hesapla dedi adam gülümseyerek..artık uzatmaları mı oynuyorum acaba..ama sanki aklıma gelmese hiç de yolun sonunda gibi hissetmiyorum kendimi..    Karısına unuttuğunu hatırlatması onun hoşuna gitmemişti anlaşılan..aslında karısı hiç bir şeyi kolay kolay unutmazdı hani..bütün kadınlar böyleymiş dedi içinden..özellikle kötü anıları ya da kocalarıyla olanları özellikle hiç mi hiç unutmazlarmış..üstelik koc...

Masumiyet-7

   Karısı da, ilerici öğretmen meslekdaşları kadar olmasa da bu konuda katıydı..o da başörtüsüne karşı olmakla beraber, hiç olmazsa okula girerken başındaki örtüyü çıkararak girmesinin doğru olduğunu söylüyor ve bu meselenin basit bir mesele olmadığını, arkasında Atatürk ilke ve inkılaplarını yıkmak isteyen bir gücün olduğunu söylüyordu..onun matematikçi ve biraz saf aklı ise bunu almıyordu hala..bu bez parçası da bu kadar önemli mi yahu diyordu..artık temel bir savaş konusu haline gelen bu mesele bu andan sonra kimse tarafından usuletle ve suhuletle ele alınamayacak hale gelmişti..    Bazı muhafazakar gazeteler ve televizyonlarda bu konu bir zulüm olarak anlatılıyor, buna karşılık ilerici ortamlarda ise, bu başörtülülerin birer militan oldukları ve bu işe kendilerini adadıkları söyleniyordu..yine medyadan ve çevrelerinden duyduklarına göre bazı kadınlar bir orta yol olarak bu konuyu bir perukla çözüyorlardı..peruğun başkasının saçı olması nedeniyle başörtüsü yerin...

Unutulmuş bir yerde-13

   Tam eve girecekken birden durdu..daha sarhoşluğu üzerinden atamamış olduğunu fark etti..evine hiç sarhoş girmemişti şimdiye kadar..biraz bu sebeple biraz da şu anın ve havadaki duruluk ve serinliğin tadını çıkarmak için boş sokaklarda biraz daha dolaşmaya karar verdi..    Merkezdeki kaymakamlık ve bir kaç resmi dairenin çevrelediği kasabanın tek meydanına doğru ilerledi..meydanda neredeyse in cin top oynuyordu..eski idarecilerden birinin yapılmasına ön ayak olduğu Atatürk anıtının önüne ve yanına bir kaç bank koymuştu Belediye de..böylece ufacık bir anıt alanı oluşmuş, resmi bayramlarda ve devlet büyüklerinin karşılanıp gönderildiği tören zamanlarında kullanılacak bir meydancık ortaya çıkmıştı..amaçsızca oraya doğru yürüdü..    Meydana bakan ve arkasını da resmi dairelere veren bir anıt vardı şimdi karşısında..mermerden yapılmış yaklaşık iki metre yükseklikte bu küçük kaidenin üzerine Atatürk'ün kalpaklı ve yarıya kadar madalyalı göğsünü gösteren bir ...

Masumiyet-6

   Başörtülü öğretmen o anda belki içinde kopan fırtınalarla meşguldü..ama nedense dışarıdan belli olmuyordu neler hissettiği..ne ağlayacak gibi bir hali vardı, ne de bir harekette bulunacak gibiydi..sanki tüm bu konuşmalar ve hakir görmeler hiç geçmemişti odada..ya da bedeni burada ama ruhu buralardan çok uzaklardaydı..kimse bilemez..    İki ilerici kadın öğretmen olan bitenden memnun vaziyette, gördünüz mü der gibi etraflarına bakıyorlar memnuniyetlerini göstermek istiyorlardı sanki..arada bir de hedeflerine bakıyor ve işte gördün, senin gibilere yer yok buralarda daha ne duruyorsun..senin yerinde olsak çeker gideriz buradan ama sende o yürek de yok diyorlardı aşağılayan bakışlarıyla..    Daha ılımlı olan bir iki kadın öğretmen ise hangi yanı tutacaklarını kestirememiş, aşağılanan hemcinslerine sahip mi çıksınlar yoksa tarafsız mı kalsınlar bilemez halde düşünüyorlardı..tüm erkek öğretmenler ise sanki bu tatsız olay biraz önce orada olmamış gibi, umurs...