Kayıtlar

İki arada bir derede

       Bu aralar Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bazı gazete ve dergilerde çıkmış kültür, edebiyat ve güncel/tarihi konularda yazılmış yazılarının toplandığı bir kitabı okuyorum. ( Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşadığım Gibi.. Dergâh yayınları) 1901'de doğmuş ve ne yazık ki erken yaşta(1962 de) kaybettiğimiz bu kültür insanımız, kendi devrini olduğu gibi halen de kültür ve edebiyat hayatımızı derinden etkileyen bir yazarımız, fikir insanımız.. Tanpınar hayatı boyunca hemen hepimizin olduğu gibi benim de sürekli beynimi kurcalayan sorulara cevaplar ve çözümler aramış.. halen de üzerinde çalışılan ve çözüme ulaşamayan bir çok meselemiz hakkında değerli fikirler üretmiş..      Neredeyse 1800'ler hatta daha öncesinden başlayan bir çaba içindeyiz ülke ve millet olarak.. belki bunun çoğumuz farkında bile değiliz, ama neredeyse debelenmekte olduğumuz diyeceğim bu halimiz ne yazık ki öyle kolay kolay anlatılıp çözüme ulaşılacak gibi de değil.. cahil cesareti diyelim, ben bu ...

Kapitalizm/Sosyalizm

       Derin ve hakkında çok uzun yazılar yazılacak konuları kısa bir yazı içine sığdırma cesareti (cahil cesareti de diyebiliriz bu hale) ile bir başka ying yang meselesine daha atlama çabası ile bir şeyler karalamaya çalışacağım yine.. Ying Yang ın da bir şerefi vardır diyeceksiniz bana, ama bu kapitalizm ve sosyalizm de bir bütünün iki ayrı, zıt ama birbirini tamamlayan parçaları gibi geliyor.. gerçi sosyalizm sanki kapitalizm'den sonra gelecek ve ona alternatif olacakmış gibi gösterilmeye çalışılıyor hissi ve önkabulü herkesçe üzerinde uzlaşılmış bir fikir gibi gelse de, yine bana göre kapitalizm de sosyalizm de adı böyle konmadan ve sosyal bilimlerin ve iktisat bilimlerinin konusu olmadan çok çok önceleri yani insan toplulukları kurulduğundan beri neredeyse, iki zıt kutup gibi toplumları etkilemiş görüş ve uygulamalardır bence.. insanın fıtratı dediğimiz yaradılışında vardır sahiplenme, toplayıp yığma, başkalarının malına mülküne çökme, el koyma arzusu, başkalar...

Samimiyet

                                               Biraz içtenlik tehlikeli bir şeydir, çok içtenlik ise kesinlikle öldürücüdür..                                                                                                                                            Oscar Wilde                                            Demedim mi nazlı yarim ben sana/ çok muhabbet tez ayrılık getirir..         ...

Mahremiyet

       Bir süredir hayatımızı derinden etkileyen ama pek de farkında olmadığımız bazı kavramlar üzerinde bir şeyler düşünmeye ve yazıya geçirmeye çalışıyorum.. sonu iyet ile biten bu kelimelerin üzerimizde pek etkisi yokmuş gibi geliyor baştan, ama bir süre sonra insanlar arasında ve toplumda insanların çevrelerine karşı hal ve hareketlerinde o kadar çok etkili olduğu farkediliyor ki şaşırmamak elde değil.. bundan önceki yayınımda mağduriyet üzerinde düşündüklerimi elden geldiğince özetlemeye çalışırken yazı kendisini öyle bir yere götürdü ki sonuçta yazdıklarımı okurken ben bile şaşırdım.. bu kelime ile kısaca anlatılmaya çalışılan durumun aslında üzerimizde ne kadar etkili ve çetrefilli sonuçlara yol açtığını ve nasıl büyük bir potansiyel taşıdığını yazdıkça daha çok anladım.. ama bir blog yazısına ne kadarı sığdırılabilir ki düşüncelerin?.. deneme tarzında yazdığım için her seferinde okudukça zihinde yeni kapılar ve alanlar açılmasını tetikleyecek olan bu kavramla...

Mağduriyet

       Son zamanlarda kafama takılan bir kelime daha doğrusu bir durum, hâl olarak Mağduriyet üzerinde düşünmeye çalışıyorum.. Sözlüklerde mağdurluk hali, kıygınlık olarak kısaca açıklanmaya çalışılmış.. ama bence o kadar yük var ki bu kelimede.. hele bizim memleketimizde...      Nereden aklıma geldi bilmem düşünürken bu mağduriyet kelimesi.. ama düşündükçe ve son zamanlardaki hallerimizi ve bunların nedenlerini anlamaya çalıştıkça hep bu kelimeye gelip dayanmaya başladığımı fark ettim.. sanırım bizim memlekete has hallerden biri bu mağduriyet 'hâli' .. herkes bir şeylerden mağdur, kendisinden başka herkes suçlu, acımasız, anlayışsız. bencil.. vs. , vs.. sanki bir mağdurlar ülkesinde yaşıyoruz.. futbolcu yenilir hakem mağduru olur.. ekonomi çöker faizci mağduru olunur.. öğrenci çalışmaz sınıfta kalır -gerçi kalmak sanırım yok artık, o bizim zamanımızdaydı- öğretmen mağduru olur.. daha nice örnekleri her tarafta görebilirsiniz.. işin garip tarafı da en ...

Sevgi/Nefret

       Dostluk/yalnızlık üzerine düşünürken nedense bilmiyorum, sevgi kavramı aklıma düştü.. hemen sonra da onun tam tersi gibi görünen nefret.. galiba ying/yang teorisi, daha doğrusu gerçeği, hemen her yerde ve hatta duygular ve fikirlerde bile geçerli.. dostluk sevgi ile besleniyor ve güçleniyor, düşmanlık ve nefret ise sevgi azalınca ortaya çıkıyor.. sevgisizlikten beslenip güç alıyor.. işin garip tarafı da biri diğerine çok kolayca dönüşebiliyor ya da birbirlerini büyütüp besleyebiliyor.. tıpkı küçük çocukların oyunlarında olduğu gibi her an en sevdikleri arkadaşlarının, aniden veya belki de bir ihtiyaç gibi ortaya çıkıveren bir duyguyla en nefret ettikleri arkadaşları haline gelivermesi gibi.. ama insanlar büyüyünce ne yazık ki oyunlardaki gibi kısa süreli ve geçici olmuyor bu sevgi nefret sarmalı.. bazen birbirini çok seven, neredeyse uğruna ölümü göze alan dostlar; bir bakıyorsunuz can düşmanı olmuşlar, o eski günlerini unutuvermişler, neredeyse birbirlerinin ...

Renk Aşkı

       Babamın bazı anlarda durumu izah için sık sık kullandığı bir özdeyiş vardı: ''Zevklerle renkler tartışılmaz'' ...      Bu sözü kim söylemiş veya bir yerden mi okumuş bilmezdim, ama bir konuda tartışıp da bir karara varamadığımız durumlarda veya birbirimizi ikna edemediğimiz konularda tartışmayı sonlandıran, adeta son noktayı koyan bu deyiş hemen herkes tarafından itirazsız kabul ediliverirdi nedense..      Uzun zamanlar geçti aradan.. zaman zaman ben de kullandım bu maymuncuk misali deyişi bir çok meseleyi çözümsüzlükten kurtarıp çabuk ve pratik bir uzlaşma sağlayabilmek amacıyla.. sanki sihirli bir sözdü bu, tartışmaları fazla uzatmadan ve sonucunda çıkabilecek tatsız durumlardan, ya da kimsenin tatmin olmayacağı sonuçlardan bu söz sayesinde sıyrılıveriyordunuz adeta.. herkes bunu duyunca adeta tartışmanın o şehvetli çabasından soğuyuveriyordu.. sanki tartışmanın bir anlamı kalmıyordu.. herkesin fikri kendine en doğrusudur, bize ...